24 Nisan 2011 Pazar

Kurdele


Gelmiş geçmiş en güzel kız değildi. Aslında, güzel bir kız değildi. Keşke olsaydı, ama değildi işte. Belki sevimliydi. Sevimli olduğuna inanmak istiyordu en azından. Sevimli olsaydı iyi olurdu.

Sevimli olursanız erkek arkadaşınızın olma ihtimali vardır. Sınıftaki her kızın, Leia hariç, erkek arkadaşı vardı. Leia’nın erkek arkadaşların ne işe yaradığıyla ilgili net fikirleri yoktu, ama erkek arkadaşı olursa aynı yaşta olması gerektiğini biliyordu, bir de olmadığı için kendisinin dışlandığını. En çok Beden Eğitimi dersinde hissediyordu bunu, soyunma odasında.

Bütün kızlar anlaşmış gibi erkek arkadaşlarının ne kadar yakışıklı, güçlü veya etkileyici olduklarından bahsediyorlardı. Gerçi Leia, çocukların kız arkadaşlarından haberleri olduğundan emin değildi, ama bundan kesinlikle rahatsızdı. İşin aslına bakarsanız, nefret ediyordu. Başta ona da anlatıyorlardı bazı şeyleri Leia da, her ne kadar anlamasa da, dinliyordu. Ama insanlar size özel şeylerini anlatınca, sizin de onlara bir şeyler anlatmanızı beklerler, özel şeyler...

Leia’nın anlatmaya izni yoktu. Hem zaten, sınıftaki hiçbir çocuk onunla ilgileniyor gibi görünmüyordu. Okulun geri kalanında da öyle biri yok gibiydi. Bazı öğrenciler okuldan sonra etüt kurslarına gidiyorlardı, ama Leia’nın ailesine göre böyle saçmalıklara para verilmesine gerek yoktu. Leia kendi kendine ders çalışabilme prensibine sahip bir çocuktu, annesi de öğretmendi. Gerçi Leia’yı kurslara göndermiyor değillerdi. Ama diğer çocukların gitmediği kurslardı bunlar. Yabancı dil kurslarına gidiyordu, ama sınıf arkadaşları ya yetişkinlerdi ya da üniversite öğrencileri. Ailesi bunu bir problem olarak görmüyordu. Nasılsa evlerine yakın ve güvenilir bir kurstu.

Leia, okuldaki sınıf arkadaşlarından küçüktü. Ama ilkokulda sınıf arkadaşından bir yaş küçük olmakla, bir üniversite öğrencisiyle aynı sınıfta yabancı dil dersleri almak aynı şey değildir. Bilirsiniz, siz küçükken dünyanın geri kalanı biraz büyüktür.Yine de tüm bu gerçekler, bu kursa sizden çok büyük sıra arkadaşınızı görmek için gitmenize engel değildir.

Nedenini anlamasa da kursa onu görmek için gidiyordu. Onun söylediği her şeye hayran oluyor, onun kelimeleri telaffuz şeklini taklit etmeye çalışıyor ve onun yanındayken konuşamıyordu. Bazıları buna hoşlanmak diyebilir, hatta aşk diyenler de çıkabilir. Fakat fikir beyan eden isimsiz çoğunluğumuzun aksine, Leia hiçbir şey diyemiyordu. Doğrudan kendisiyle konuştuğunda kızarıp kendi ayaklarını bir kez daha incelemekten başka bir şey yapamıyordu. Gerçi bu, dikkat çeken bir durum sayılmazdı. Leia hemen hemen herkesle konuşurken bir anda ayaklarını ilginç bulur ve yüzü daha fazla oksijene ihtiyaç duyardı. Ama herkes karnındaki hoş sayılabilinecek o hissi yaratmıyordu. Aslında ayaklarına her zaman gülümsemezdi de. Ama dediğim gibi, dışarıdan bakınca farkı anlamanız pek mümkün değildi.

Dışarıdan bakınca gördüğünüz, 9–10 yaşlarında, sevimli yüzlü, parlak gözlü, biraz çilli, yaşına göre kısa boylu, ergenliğe girmenin hiçbir belirtisini göstermeyen sarışın bir kız çocuğuydu. Aşırı utangaç yapısı onu daha da şirinleştirse de sizinle konuşabiliyor olsa daha hoş olurdu.
Bazıları anaçtır, böyle çocukları gördüğünde sahiplenip korumak ister. Bazıları çocuk sevmez, başlarından gitsin ister. Bazıları, oyuncak gibi giydirip oynamak ister.

Bazıları da, başka şeyler ister…


Anlamasan da sarılırken niye çıplak olmalı,
Çıkar her şeyini, hariç kurdelanı.
Otururken kucağıma yanan canını,
Hişt, söyleme kimseye bu sırrımızı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder